8 Mart 2014 Cumartesi


     Etraflarındaki adaletsizliği umursamayıp sosyal paylaşım sitelerinde adalet arayanları hiç anlayamıyorum. Dünyanın her yerinde buram buram adaletsizlik kendini belli ederken ipe sapa gelmez nedenlerden ötürü adalet aramak çok saçma değil mi?

     Bir tarafta açlıktan insanlar ölürken kendileri iki gram fazla kilolarından dolayı diyetisyenden diyetisyene dolaşmayı biliyorlar. Zaten bunu da belirtmeden geçemeyeceğim okullarında İstiklal Marşı töreninden kaçmak için taklalar atıp Sosyal Paylaşım Sitelerinde vatan kurtaranlar da bu şahsiyetlerdir. Herkes kendince haklıdır ve kimse empati yapmayı asla düşünmez. Herkes kendince haklıdır çünkü dünyaya kendi pencerelerinden bakarlar ve asla pencerelerini genişletmeyi düşünmezler. Ama dünya her zaman adaletsiz bir yer olmuştur ve olmaya devam edecektir.

    Adaletli olsa idi; temiz hastanelerde doğan doktor kontrolündeki bebek ile kuş uçmaz kervan geçmez yerde bir tas sıcak su birkaç havlu -şanslı ise doğumdan az çok anlayan bir kadın- ile dünyaya gelen bebek eşit olur muydu? Dünya her zaman güçlünün hayatta kalıp güçsüzü ezdiği bir yer olmuştur. Bu değişmez kural değil midir? İnsanlığın geçirdiği her çağda, her evre de bu gözümüze sokulmamış mıdır? 

    Belki de bunun nedeni "Güç" tür. Güç kişiyi değiştirir. Yavaş yavaş onu ele geçirir ve insanlıktan uzaklaştırır. Tıpkı vücudu yavaş yavaş ele geçiren bir virüs gibi. Güç kişiyi kör eder. Güç eline geçti mi artık güçsüzler önemli değildir. Güçlü için güçsüzler ezilmeye layıktır çünkü güçsüz olmazsa güçte olmaz. Her şeyi belirleyen ince çizgi işte budur. Bu ayrım tıpkı İyi ve Kötü gibidir. Her iyi karakter bir kötüye ihtiyaç duyar. Tıpkı her güçlünün ezilmeye mahkum bir güçsüze ihtiyaç duyduğu gibi...

    H.K.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder